Anasayfa
 Lazer
Nedir?
 Akupunktur
 Bel ve Boyun
Fıkların Düşük Enerjili Lazerle Tedavisi
 Tedavi
Ettiğimiz Diğer Hastalıklar
 İletişim
 Bilimsel
Makaleler
 |
Web Sayfamıza Hoş Geldiniz!
Görür Lazer ve Akupunktur Tedavi Merkezi, 20 yıldan beri geleneksel yöntemleri klasik-modern anlamda yorumlayarak Klasik Tıbbın en çok zorlandığı NÖROLOJİ, ROMATOLOJİ ve ALLERJİ alanında pek çok ilke imza atmaktadır. Klasik tıbbın çok başarılı olmadığı ve bu alandaki pek çok hastalığın tedavisinde yalnızca geçici rahatlamayı hedeflediği yaklaşımın aksine, biz çok farklı – hatta aykırı- bir yaklaşımla birçok hastalığın radikal anlamda tedavi edilebileceğine inanmaktayız. Klasik tıpta hastalıkların tedavisinde esas olarak ENFLAMASYONu önlemek-durdurmak hedeflenirken, biz enflamasyonu durdurmak değil, yanlış giden enflamatuar sürecin doğru yöne kanalize edilmesinin gerektiğine inanmaktayız. Bu anlamda gerek hastalıkların nedeninin açıklanmasında; gerekse onların tedavisinde 180 derecelik bir zıtlık söz konusudur.
Enflamasyon-yangı-, her şeyden önce savunma sistemimizin esasıdır. Basit bir kesiden, kırık iyileşmesine; virütik veya mikrobik saldırıdan, çeşitli otoimmün hastalıkların oluşumuna kadar temel belirleyici, savunma sistemimizdir. Yani basitçe trombositlerin kümelenmesinden, çeşitli hücrelerin özelleşerek görev yerlerine gönderilmesine; gerek vücuttaki hatalı üretim sonu kana karışan veya dokulara dağılan içsel olumsuzlukların tesbit edilip etkisizleştirilmesinden, gerekse –virütik, mikrobik, fiziksel veya kimyasal- dışsal saldırıların tesbit edilip etkisizleştirilmesi veya yok edilmesine kadar olagelen bir piramit şeklinde genişleyerek ilerleyen, pek çok katman ve evreden oluşan olaylar zincirine ENFLAMATUAR KASKAD denmektedir. Savunma sisteminde esas olan bu enflamatuar kaskadın sağlıklı işlemesidir. Enflamatuar sistemin şu veya bu katmanında; şu veya bu evresinde oluşacak bir sapıtma, HASTALIK olarak karşımıza çıkacaktır.
Örneğin, akciğer mukozasında enflamasyonda bir sapıtma varsa asthma –astım- diyoruz; burun mukozasında ise alerjik rinit. Eklemlerimizde bulunan sinovial zar proteini savunma sistemimizce bir yabancı protein gibi algılanıyorsa buna “romatoid artrit veya eklem romatizması” derken; miyelin kılıfa karşı sapkın bir enflamasyon başlamışsa “multiple skleroz veya MS” diyoruz. Burada tedavi yaklaşımında klasik tıbbın hedefi enflamasyonu önlemek veya durdurmaya çalışmaktır. BİZİM yaklaşımımız ise yolundan çıkmış, sapkın enflamasyonun doğru yöne kanalize edilmesidir. Bu nedenle klasik tıp özellikle son yıllarda daha cesurca ve sıklıkla bu rahatsızlıkların hepsinde hemen steroid –kortizon- tedavisine sarılmaktadır. Kortizon ise seçici şekilde sadece olumsuz giden enflamasyonu önlemek yerine genel anlamda savunma sistemimizi baskı altına alarak hastayı rahatlatmakta ve bir yerde hastalığı maskelemektedir. Bu nedenle pek çok olumsuz yan etkilerin de ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Bizim tedavi yaklaşımımızda da en büyük engelimiz, hastaların önceden kortizonlu ilaçları kullanmış olmasıdır.
Biz savunma sisteminin çalışmasını, bilgisayarın işleyiş programına- software- ve hastalıkların ortaya çıkışını ise virüs programlarına benzetiyoruz. Burada esas olan işleyiş programını komple durdurmak veya kaldırmak değil, uygun alan ve noktaları kullanarak bir antivirüs programı girerek savunma sisteminin işleyişini düzenlemektir. Ayrıca unutulmaması gereken en önemli konu, vücudumuzda, mevcut tedavide kullandığımız ilaçların en mükemmelinin zaten varolduğudur. Bu anlamda uygun alan ve noktaların kullanılması, hem radikal anlamda hastalığın tedavi edilmesine; hem de olumsuz yan etkilerden uzak kalmamıza yol açacaktır. Biz, tedavi yaklaşımımızda genel anlamda savunma sistemimizin işleyişini düzene sokmaktayız. Dolayısıyla bırakın olumsuz yan etkilerin ortaya çıkmasını, vücuttaki ön planda olmayan çeşitli olumsuzlukları da dolaylı olarak tedavi etmekteyiz.
Çok basit bir örnekle bu girişi noktalamak istiyorum. Şu an bırakın Türkiye’yi, dünyada çok ciddi bir sağlık sorunu olan “BEL ve BOYUN FITIĞI” tedavisinde %100 ü başarmaktayız. Bu konuda serbest fragman dışında –ki çok çok ender- extrüde (halk arasında patlamış diye tabir edilen) fıtıklar da dahil olmak üzere ve nörolojik kusurlar ne kadar kötü olursa olsun- kauda equina sendromu ve düşük ayak dahil- tedavi edilemeyecek fıtık yoktur. Bu tedavideki en kötü sonuç, tedavinin 5-10-15 seans daha uzatılmasıdır. Bütün nörolojik kusurlar tamamen düzeleceği gibi, tedavinin bitiminden 6-8 ay sonra çektirilecek yeni bir CT (bilgisayarlı tomografi) veya MRG (manyetik rezonans görüntüleme) incelemesinde, fıtığın da organize olduğu, basıların kalktığı görülecektir.
Burada biz enflamasyonu engellemiyor veya bastırmıyor, aksine enflamasyonun 3. evresi olan remodeling, reorganizasyon veya yeniden şekillenme evresini tetikliyoruz. Dolayısıyla diskin yırtılan kıkırdak halkasının onarılmasını, normal yerinde olmaması gereken ve sinirleri, omurilik zarı ve/veya omuriliği sıkıştıran doku parçalarının da makrofajlar (çöpçü hücreler) tarafından yenmesini (resorbsiyon) sağlamaktayız. Lazerin sinir iletimini düzenleyci ve sinir uzamasını (akson rejenerasyonunu) artırıcı etkisi nedeniyle de olumlu bir yan etki olarak mevcut sıkışmaya bağlı his kaybı, kuvvet kaybı, kaslarda incelme ve refleks kaybı gibi nörolojik kusurlar da belirli bir süreçte tamamen düzelmektedir.
.
Yeni web sayfamıza aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
www.gorurlazer.com
|